Fungusların (mantarların) insanlar için önemi ve canlılar arasındaki yeri

Konu
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

 

Fungusların insanlara hem zararlı hem de yararlı yönleri vardır. Bitkilerde ve hayvanlar ve insanlarda önemli hastalıklara neden olurlar(patojen). Örneğin bebeklerin ağızlarında görülen pamukçuk, inatçı deri enfeksiyonları, saç ve tırnak enfeksiyonları fungaldir. Bitki hastalıkları üreticiyi her yıl milyonlarca lira zarara uğratır. Besin maddelerini, deri ve kumaşları, çiğ materyalden yapılmış eşyaları çürüterek de zararlı olurlar (saprofitik).

Fungusların yararlı yönlerinin başında toprak verimliliğinin artmasında yardımcı olmaları gelir. Topraktaki organik artıkları parçalayıp kendi yaralanabilecekleri basit formlara dönüştürürken, aynı zamanda bitkilerin besinlerini de hazırlamış olurlar. Ayrıca solunum sırasındaki çıkardıkları CO2 bitkilere fotosentez için gereklidir.

Bazı funguslar bitki kökleriyle ortak yaşam haldedirler. MYCORHİZA (mikoriza) denilen bu ortak yaşam birçok bitkinin özellikle orman ağaçlarının gelişmesinde son derece yararlı bulunmuştur.

Funguslar besin endüstrisinde de yararlanılır. Şarap, bira ve ekmek yapımında mayalardan faydalanılır. Bazı özel peynirlerin yapımında fungusların yardımı gereklidir. Sitrik asit, glukonik asit kolik asit, bazı enzimler ve bazı vitaminler funguslardan elde edilir.

Antibiyotik ve ilaçların bir kısmı örneğin Penisilin, ergotin türevleri steroid hormonlar v.b. fungal kaynaklıdır.

Şapkalı mantarlardan bazıları besin olarak kullanılır. Birçok Avrupa ülkesinde Amerika’ da şapkalı mantar yetiştiriciliği endüstri halini almıştır.

Funguslar hayvan ve bitkilerden daha çabuk geliştikleri ve geliştirilmeleri ucuz olduğu için genetik ve biyolojik araştırmalarında değerli birer obje sayılırlar.

FUNGUSLAR CANLILAR İÇERİSİNDEKİ YERİ VE GENEL ÖZELLİKLERİ

LİNNEAUS (1735)’nın önerdiği ve birçok biyolog tarafından tutulan bir görüşe göre canlılar “hayvanlar” ve “bitkiler” olarak iki alemde toplanır ve funguslar ilkel bitki kabul edilir. HECKEL (1866)’ e göre hayvan ve bitkilerden başka “Protista” adında, ilkel canlıların yer aldığı üçüncü bir alem vardır ve funguslar protista alemi içinde bağımsız bir şube olarak ele alınmaktadır. Bu öneride birçok biyolog tarafından kabul edilmiştir. WHİTTAKER (1969) canlıları 5 alemde toplamakta ve fungusları ayrı bir alem olarak göstermektedir. LEEDALE (1974)’ nin önerisine göre ise canlılar: Monera, Fungi, Plantae, Animalia adlı 4 âlemde toplanır. Biz bu son öneriyi benimsiyoruz.

Funguslar birçok yönleriyle bitkilere benzer; Amipsi formlar bir yana bırakılırsa hareketsizdirler. Fakat hareketli hücreler meydana getirebilirler; hücre çeperi yapısal bakımdan bitkilerinkine benzer, fakat bileşimleri farklıdır; hücre içeriği de bitkilere bütünüyle uyar, besinleri hücre çeperi aracılığıyla absorbe eder, atıkları aynı yoldan dışarı atarlar.

Hayvanlar ise çoğunlukla hareketlidir, katı besin alırlar ve – Protoza gibi ayrıcalıkları bir yana – sindirim kanalında sindirirler; hücre zarları yoktur.

Funguslar fizyoloji, beslenme ve davranışları yönünden ise bitkilerinkinden farklıdır. Yeşil bitkiler ototroftur. Klorofil aracılığıyla, güneş enerjisini kullanarak basit inorganik karbonhidratları sentezlerler. Funguslar ise klorıfilsiz ve hetetroftur ve bu yönleriyle hayvanlara benzerler. Enerjilerini bitkisel ve hayvansal besin maddelerini kullanarak sağlarlar. Solunumda son ürün olarak CO2 vermeleri bakımından da funguslar hayvanlara benzer. İnorganik azotu kullanmaları ise bitkileri andıran yönlerinden biridir.

Fungusların yeşil alglerden farklılıkları klorofilsiz oluşlarıdır. Bazı mikologlara göre funguslar alglerin klorofili kaybetmesiyle türemişlerdir. Başka bir ekolün mikolgları ise fungusların protozoalarla ortak atadan geldiklerini savunurlar.

Fungusların genel özelliklerini şöyle özetleyebiliriz:

  • Klorofil yoktur.
  • Hareketsiz olmakla beraber hareketli spor oluşturabilirler.
  • Spor vererek çoğalırlar.
  • Yaprak, kök, gövde gibi farklılaşmış organları ve iletim sistemleri yoktur.
  • Genellikle ipliksi yapıda ve çok hücrelidirler.
  • Çekirdekleri oldukça kolay görülür.
  • Büyüme apikaldir yani uç kısımlardan büyürler fakat vücudun diğer kısımları da gelişme potansiyeline sahiptir ve kopan ufacık bir parça bile yeni fert oluşturabilir.
  • Üretken yapıları genellikle somatik yapıdan farklıdır ve tanımları üretken yapının özelliklerine göre yapılır.
Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
0
Genel Bilgiler David Andersen 1 sene 0 Cevaplar 370 görüntüleme 4

Hakkında David Andersen

Hey Dostum bitki hastalıklar hakkında pekte fena sayılmam ! ABD'de şu an da doktora çalışmalarını yürütmekteyim. Bitkiler dünyasında esrarengiz olan bakteri,fungal,virüs gibi etmenler ne denli hastalıklar yaptığı konusunda araştırmalar yapmak müthiş zevk veriyor... Takipte kalın...

Beni Takip Et

Cevap bırak